
Evrenin belirsizlik prensibine inananlarla evrenin aslında "akıllı bir mühendislik tasarımı" olduğuna inananlar arasında Einstein'ın "Tanrı zar atmaz" sözü hiç bitmeyen bir tartışmanın konularından biri olagelmiştir. Belirsizlik prensibine inananlar her olguya belirsizlik ve şüphe ögesini temel argüman olarak kullanırak yaklaşırlarken, "akıllı tasarım" inancında olanlar deterministik yaklışmlar göstermektedir. Konu Beyin olduğunda tartışma ilginç bir hal almaktadır. Hem biyolojinin hem evrimin en karmaşık oluşumu Beyin olduğunda herkes hemfikirdir muhakkak.Evrime inananların bu nedenle öteden beri beynin %10'unu ancak kullandığımız konusunda söylemleri alışılagelmiştir. Peki günümüzde bu söylemler hala geçerli mi? Hala Beyinle ilgili elimizdeki bilgiler belirsiz mi? Günümüz teknolojisinde Beyin araştırmaları konusunda gelinen noktada bilim diğer eğilimler ile ayrışmaktadır. Bilimsel eğilim gösterenler ve Felsefi eğilim gösterenler arasında derin çatlaklar ortaya çıkmıştır. Beyin doğal yapısının içinde müthiş bir yapılanma mantığı sergilemekte. Son 150 yıllık süreçte Beyinle ilgili asla "beyin keşfedilemez" veya %10'unu kullanıyoruz" sözlerini boşa çıkarmaktadır. Bu sözlerin bilimsel değil Felsefi kişisel yaklaşımlarından kaynaklanmaktadır. Beyin hakkında bilgilerimiz her geçen gün artmakta. Bununla birlikte bilgi herkes için aynı anlamı taşımıyor. Zihinsel çoğulculuğumuz, renkliliğimiz bu farklı anlayışımız sağlıyor. Deneyler yapılıyor ve bu deneylerden elde edilen bilgileri kafamıza göre yorumlayamayız.Sosyal yada içgüdüsel birşeyler bizi bu yorumlara itiyor diye düşünebiliriz. Yani "Bilinçaltı mekanizma".
Ayrık Beyin araştırmaları sonuçlarına göre kurgulanan "Right Brain vs Left Brain Creativity Test of The Art Institute of Vancouver" testi ile belirli olaylar karşısında herkesin tavırlarını irdeleyen sorular deneklere sunulmakta. Kişilerin yanıtları elbette farklı farklı olacaktır. Bu farklılıklarda Beyinlerin farklılığının yansımasıdır. Beynin sol ve sağ yarılarının ortak yaptıkları işler dışında farklı farklı işlevlerle ilgili olduğunu uzun yıllardır biliniyor. Sol beyin mantıksal, kelimesel, kuralcı beynimizken, sağ beyin içgüdüsel, emosyonel, kuralcı olmayan beynimizdir. Korpus kallozum denilen büyük bir yapı ile birbirine bağlı olan beyin yarıları bu işlevsel özellikleri harmanlar ve bizler öyle yaşarız. Hazırlanan soruların yanıtlanmasında elbette gruplar oluşmaktadır. İşte bu gruplanma hangi beyin yarımızın davranış ve tavırlarımızda daha etkin olduğunu söylemektedir. Bu bilgilerle sol tarafta yer alan ilk seçeneklerinin sol beyinle; sağ seçeneklerin de sağ beyinle ilişkili olduğu anlaşılabilir. Beyinlerimizde ki farklılıklar tavır ve davranışlarımızı farklılaştırmakta, dünyaya ve olaylara farklı yaklaşmakta ve bakmaktayız. Farklı yaklaşımlarımız sadece bize sorulan soruların kapsamı sınırlı olmaz, politik, ekonomik ve etik yaklaşımlarımızı da etkiler. Mesela sorulara yanıtlar ilk seçenek ağırlıklıysa sol beyin baskınlığını gösterir. Sol beyin baskınlığı sorularda yönlendirme yapmaz aynı zamanda farkında olmadan "doğal" bir dünya görüşü sağlar. Bu doğal yapı kendinize odaklı, ekonomide devletçi, politik ve etik olarak da "tutucu,korumnacı" olmanız yönündedir. Dahası sürpriz olabilir ama çevrecilik ve nükleer enerjiye kategorik olarak karşı olma özünde "tutuculuk, korumacılık"tan beslenir. Yanıtlar ikinci seçenek ağırlıklıysa bu kez değişen derecelerde sağ beyin baskınlığına sahipsiniz demek oluyor. Sağ beyin girişimci, politik ve etik olarak liberal olmanız yönündedir.Politik terminolojideki "solculuğun" sol beyinle, "sağcılığın" sağ beyinle ilişkili olması ironi midir yoksa gerçeğin ta kendisi midir?
Bu bilgiler ışığında Türkiye'de(2014) ilk olan bir yöntemden bahsedelim "Neuro Politics Siyasal Algı Araştırmaları". Bilinçaltı algılar ve Siyasal iletişim arasındaki etkileşimi araştıran bilimsel bir yöntemdir. Metodolojisi Neuro Discover tarafından Türkiye'deki siyasi yapıya özel olarak tasarlanmış olan Neuro Politics siyasetçilerin, siyasi partilerin ve seçim sistemiyle karar alıcı noktalara gelecek kişi veya grupların hedef kitleleri üzerindeki bilinçaltı etkilerini ölçer, değerlendirir ve kitleler ile adayların etkileşimindeki verimliliği beyin aktiviteleri ile gözlemler.
Siyaset bilimi, davranış genetikleri, psikoloji ve nöro bilimin kombine edilmesi ile çalışan bu yöntem özellikle siyasi kararların ve söylemlerin, kitlelerin bilinçaltına olan etkisi, siyaset adaylarının bilişsel seviyelerinin değerlendirilmesi gibi alanlarda kullanılmaktadır.
Neuro Politics, dünyada ilk olarak 1979 yılında Amerikalı nöropsikolog Roger Wolcott Sperry tarafından yapılan deneyle literatüre girmiştir. O günden bu yana açıklandığı kadarıyla başta A.B.D. olmak üzere Rusya, Brezilya, Meksika, Polonya, Arjantin, İspanya, El Salvador, Kosta Rika gibi bir çok ülkede siyasetçiler, siyasi partiler, strateji merkezleri ve siyaset enstitülerinde faydalanılan bir araştırma yöntemidir. Kamuya açık olmayan bu araştırmalar özellikle seçim kampanyaları ve siyasal iletişim çalışmalarının,seçmenlerin bilinçaltı algılarına göre optimize edilmesinde kullanılmaktadır.
NeuroPolitics™ araştırmaları Türkiye’de sadece Neuro Discover tarafından yürütülmekte ve gizlilik politikası gereği kamuoyuna ve 3. taraflara açıklanmamaktadır.
NeuroPolitics™ araştırmalarının en çok uygulandığı alanlar:
***Siyasi söylemlerin kamuoyu veya belli bir kitle üzerindeki bilinçaltı algı analizi
***Siyasi görsel iletişim kampanyalarının (TV reklamı, açıkhava, ilan vb.) bilinçaltı algı analizi
***Politikacıların seçmenler üzerindeki bilinçaltı duygusal etki analizi
***Karar verici pozisyonuna getirilecek adayların bu konuma uygunluğunun bilişsel analizi
***Kamu spotları vb. sosyal sorumluluk ve bilinçlendirme kampanyalarının bilinçaltı algı analizi.
Kaynak;http://www.neurodiscover.com
http://noropsikoloji.org
Murat AKTAŞ
Yorumlar