TOPRAK
KAYBI VE YENİ ASKERLİK SİSTEMİ
Türkiye’de Ekonomik kriz patladı ve
fiyatlar yükseldi. Akabinde Hükümet yetkilileri sorunun gerçek nedenlerini
ortadan kaldırmak yerine geçici ve pansuman tedbirler uygulamaya koydu. Seçim sürecinde
de bu uygulamaları seçim propagandasına dönüştürdü. Hatta sebze fiyat
artışlarını da terör saldırısı ile eş değer olarak halka sundu. Peki bu tavır
sorunu çözüyor mu elbette hayır. Hatta terör örgütlerini bu söylemler ve
tanımlar PKK ve FETÖ gibi örgütleri sevindiriyor. Halkın yönetim hatalarını
görmesini ve tepki vermesini engelleyerek bu söylemler ile hedef çarpıtılmakta
ve terör benzetimi ile siyasi propaganda devam ettirilmektedir.
Mustafa
Kemal; “Memleketimiz, şu iki şeyin memleketidir: Biri çiftçi, diğeri asker. Biz
çok iyi çiftçi ve çok iyi asker yetiştiren bir milletiz. İyi çiftçi yetiştirdik;
çünkü topraklarımız çoktur. İyi asker yetiştirdik, çünkü topraklara göz diken düşmanlar
fazladır. Bundan sonra da daha iyi çiftçi ve daha iyi asker olacağız. Ama bundan
sonra asker oluşumuz, artık eskisi gibi başkalarının tutkusu, şan ve şöhret,
keyfi için değil, yalnız ve yalnız bu aziz topraklarımızı korumak içindir.”
Peki ekonomi ve tarım uzmanları ne iş
yapıyor diye sorarsak; TEMA vakfının 25 Ekim 2018 de TUİK verilerine dayandırdığı
açıklamasında Türkiye’de atarım alanları 1992 yılında toplam 27,6 milyon hektar
iken, 207 yılında 23,4 milyon hektara gerilediğini görüyoruz. Yani açıklamalar ışığında 25 yılda yaklaşık
olarak Konya ilinin büyüklüğüne eşdeğer olan 4 milyon hektar tarım arazisinin
kaybedilmesi bunun da toplam tarım alanlarının %15 küçülmesi anlamına geldiğini
anlıyoruz. 1920’lerde mera arazileri %56 iken bugün %19’a gerilemesi demektir.
TÜİK ve SGK verilerine göre Türkiye’de çiftçi sayısı son 10 yılda %38 azalmış.
Tarım alanları 15 yılda %12, sebze
bahçeleri alanları aynı dönemde %15 küçülmüş. Tarım sektöründe istihdam edilen
kişi sayısı %33 azalmış olduğu görülmekte.
Bu veriler bize şunu göstermekte; Türkiye üretmiyor, çünkü tarım arazilerini
kaybediyor. Türkiye toprak kaybediyor. Bu topraklar savaşta kaybedilmiş
topraktan, Ege’de işgal edilmiş adalardan hiç farkı yok.
Üretim yoksa , toprak kaybedersen ne
olur; çiftçilikte yoksan dünyada olmazsın, tarım memleketi olduğumuz göz
önüne alındığında asıl kuvvet ve
servetimizin dayanağının TOPRAK olduğunu görürüz.
Milli ekonominin temeli tarımdır diyen
Mustafa Kemal devam eder; Dünyada
zaferlerin iki aracı vardır. Biri kılıç diğeri saban der. Zaferinin aracı
yalnız kılıçtan ibaret kalan bir millet, bir gün girdiği yerden kovulur, küçük
düşürülür, sefil ve perişan olur. Öyle milletlerin sefaleti, perişanlığı o
kadar büyük ve acı olur ki, kendi memleketinde bile mahkum ve tutsak hale
kalabilir. Kılıç kullanan kol çok
geçmeden yorulduğu halde sabanını kullanan kol zaman geçtikçe toprağın daha çok
sahibi olur. Burada kılıç askeri saban tarımı simgelemektedir.
15 Temmuz FETÖ’cü kalkışma ve kumpaslar
sürecinde Türk ordusunun yeniden yapılandırılmasına girişildi. Bu ilk defa
yapılmadı aslında 1960 darbesinde de yapıldı. Ancak ortaya konulan yapılandırma ordunun emir – komuta birliğini
ortadan kaldırdı, subay ve komuta heyetinin aldığı darbelerle ordunun asıl gücü
de darbelere maruz kaldı.
Anayasada
her Türkün hakkı ve ödevi olan askerlik sistemi şimdi yük(!) olmasın diye
yeniden yapılandırılıyor. Eşit, adil, tek tip bir sistem olacak diye yola
çıkıldı. Peki açıklanan taslak sonrasında ortada 8 tip askerlik var gözüküyor. Bedelli,
askerlikte kalıcı hale getiriliyor. Buraya bir soruyu not düşelim: Çoğunluğun bedelli askerliği seçmesi
olasılığında er ihtiyacını karşılama ile ilgili hazırlığınız nedir? Yeni askerlik
sisteminin ana unsurlarının başında para
yer alıyor. İşte bu unsur Türk ordusunun
binlerce yıllık milli kültürüne en büyük tehditi oluşturmaktadır. Şu halde
tarım topraklarını kaybeden Türk milleti bağrından çıkan askerini de kaybetme
tehlikesiyle karşı karşıya olma durumundadır.
Murat AKTAŞ

Yorumlar